Hayvan özgürlüğü mücadelesine bir kedi (Pıtır’ım, bebeğim) ile dokundum.

Çocukluğumun ve yirmi yaş öncesi dönemimi tam hatırlayamamakla beraber hayvanlarla ilişkimi de nerede tutmusum

bilemiyorum bu nedenden. Ancak hayvanların gözüne bakmayan bir yasemin’den “vegan” yasemin’e yıllar geçti aşikar:

bir anne kedinin, yavrusuna beraber bakmakla başladı kedisever yasmin hali. Sonra birkaç ay içerisinde seni severken,

başka hayvanı nasıl yerim diye devam etti: aaaa vejetaryen deniyormuş buna: merhaba cahil yasmin 🙂

Sonra bir yığın meraklı ve sinirbozucu soru cümlelerine merhaba dedim; biliriz hepimiz vegan mitlerini.

Arkadaslarım vejetaryen oldu, kedisever tiplerle de doldu etrafım (bu da bir tücülük gibi de mi canlarım,

kediseverlik de bir başka ama 🙂 bonnie alınma ama o yeşilgözlü kedi cok seker güzelim)

1907490_10206343276034481_5735505995428621747_n

Vegan günler derken derken derken; (kaçyıldır vegansın vs sorularına kıl oluyorum, -yılla neyi ölçüyoruz ki? ömrümün ceyreği kadar oldu yavrularım, cok öğrenesiniz varsa)

***

Evlendim 🙂 veganfeminist dokunalım dedik evlilik müessesine; belki de yakıveririz direklerini; yıkılıverir hopppp

(ama içerde kalmamaya dikkat)

11350546_10206124866934390_8399597475448316759_n

Bag bahce işlerine bulaştık, permakültür organik su bu derken çok şey vardı beynim patlııyyycak gibiydi ve ben kendime

oldugum kadar dogaya da uzaktım. Çapa yaparken topragın yerdeğiştirmesi, solucanlar böcekler, onları yerinden etmek,

arının beni tehlikeli görüp ikikere sokması (acıdı ayol canım), yabancı ot diye, oranın otlarını yolup dısardan

“yararlı, yabancı olmayan ama gayette yabancı” bitkileri dikmek: (itiraf: dikme ve sulama işine bayılıyorum 🙂 )

11817217_10206644246678559_7699899343731055188_n

Neyse fotoğrafını da gördüğünüz bu bahçe üzerine akademik (pokkkkpüüüsüür) tartışma yürütürken, sevgili kocacık

hayvansal gübre konusunu açtı: (!) tavuk çiftlikleri var, köle-ölü hayvanların boklarını tarlanıza seve seve dökebilirler. Buna hayır nasıl olur derken, tarlalardaki gübre ile yüzleştim: bu denli bok toplu olarak nerden gelebilirdi?

Süt içmesen de hayvanın (tutsak-köle) bokuyla sebze yetiştirip aaaa hayvansömürmedim ne mutlu diyebiliyordum!

11825880_10206644246998567_3860041631678782937_n

Kayıp göndergeler heryerde: yasmin tarımla tanışıyor :/

avradinovart

avradinovart

Bahçe üzerinden öğreniyorum herşeyi: sevgilim, bunu böyle mi yapcam? Böyle yapsam olur mu? Diye diye

kocayı kacırmazsam iyi 🙂

avradinovart

avradinovart

Neyse bahçenin çoğu yerinde hayvansal gübre yok, kompost ve alternatif gübreler ile desteklemeye başladık bahçeyi.

Ilaçsız ve hayvansal gübresiz tarımın imkanlılıgını sorgulamaya bu bahçe ile başlasam da  yıllardır bu topraklarda  ne hayvanlar sömürüldü demekten de alıkoyamıyorum kendimi.

Dehsete düşüyorum: solucan gübresi, hayvankanıyla yapılan gübre, kemik vs vs derken hayvanın herşeyini kullanan  iğrenç insanlıkla yüzleşiyorum yine.

Demem o ki sevgili canlar, kentten köye gidince artarda yüzleşmeler sonrası yittim gittim bi ağaç altında,  herbiryana baktım: masum değil köy hayatı da ;; ne çok can ölüyor, sömürülüyor.

Artık sebze yerken de içim rahat değil. o yüzden veganlıga bir de buradan bakalım bakalım.

avradinovart

avradinovart

Neyse bizim bahçedekiler büyüyor, bekleriz 🙂


“,,, kaydedilen her sey psişik bir corba hazirlar.  bahcede dusunceleri, fikirleri, tercihleri, arzulari ve hatta kayiplari hem yasamaya hem de olmeye birakma alistirmasi  yapariz. diker, soker, gomeriz. tohumu kurutur, eker, nemlendirir, besler, hasat ederiz.

bahce bir meditasyon uygulamasidir” (estes, kurtlarlakosankadinlar: 118)

Reklamlar